top of page


O...
Bu sabah kumsalda gördüm Faruk Bey‘i. Bembeyaz saçları dalgalanıyordu rüzgârda. "Günaydın." dedim. "Hoşgeldiniz." dedi. "Nasılsınız, iyi misiniz? Yeni yazımız hayırlı olsun." diyerek gülümsedim. "Sağol kızım. Size de..." dedi. Kimse yoktu yanında. "Eşiniz gelmemiş henüz." Kısa kesik cümlelerle anlattı biraz. Kışın rahatsızlanmış eşi. Tedavi görüyormuş altı aydan beri. Daha iyiymiş ama. Onlar karı koca bu küçük koyun ayrılmaz müdavimlerindendi. Koyun girişinde hemen
Ümit DENER
3 dakikada okunur


Tortu
Yeni gelin bu akşam kayınvalidesi ve kayınpederini ağırlamanın heyecanını yaşıyordu. Mutfakta ise altı kısık tencerelere, fokurdayan çaydanlık da eşlik etmeye başlamıştı. Ortalığı taze yeşilliklerin kokusu doldurdu. Maydanoz, salatalık, reyhan ve yeşil soğan. İnsanın iştahını kabartıyordu kokular. "Gökhan, salatanın sosu için üst raftan sosluğu verir misin?" Buzdolabından limonu aldı. Zeytinyağını sosluğa boşalttı. Tezgâhın üzerindeki nar ekşisine uzanırken elindeki soslu
Seçil ŞAHİN
3 dakikada okunur


Kızım Evleniyor
Şu yılan gözlü oğlanın nesini beğendin, ahh güzel kızım? Yılan gibi sinsice sokulmuştur kızıma. Kim bilir ne yalanlarla aklını çelmiştir. Yılann, yılaann… Elini yüzünde gezdirdi. Haykırmak, bağırarak ağlamak istiyordu. En iyi özel okullarda okuttuk. Bütçemizi zorladık yurt dışına gönderdik. Sonuç; yılan gözlü, fasulye sırığı oğlan az sonra damadımız olacak. Ya dudakları... Bir dudak yerde, bir dudak gökte botoks yaptırmış gibi. “Ne yapıyorsun Haldun? Kendine gel. Gelin ar
Cemile CAN
3 dakikada okunur


Karşı Bahçenin Çocukları
Sokağın adı eskiydi. Öyle belediyenin değiştirdiği, tabelası sökülüp yerine yenisi takılan türden bir eskilik değil. İnsanların ağzında kalmış bir isimdi bu. Bazı sokaklar haritalardan silinse de hafızadan silinmiyordu çünkü. Yolunu tarif eden herkes aynı yerde sesini yavaşlatıyor, aynı dönüşte geçmişe basar gibi dikkatli yürüyordu. Sonbaharda bu sokak daha erken kararıyordu. Akşam ezanından önce bile gölgeler kaldırımlara çöker, rutubet duvar diplerinden yukarı yürür, ağaç

Arzu Buse ERASLAN
4 dakikada okunur


AMCAM
Yaşlı ve kırgın çınar ağaçlarımın altında yürürken geçmişin gölgelerini taşıyan pek çok apartmana bakmıyordum. Bir zamanlar kimi şeftali bahçesi kimi gül bahçesi kimi de yuvarlak balkonlarının altında minik palmiyeler taşıyan müstakil evler şimdi parlak camlarla sırıtan apartmanlara dönüşmüştü. Bense o eski sokağımda kalan birkaç yaşlı çınarın altında içimden taşan renkli hatıraların avına çıkmıştım galiba. Neredeyse iki yüz metrelik sokak boyunca kalan birkaç harap düşmüş
Tuba ARZIK
3 dakikada okunur


PORTAKAL
Rezervasyon için aramıştı. Telefondaki ses ‘‘Yarın gece için sadece bir odamız var efendim. Yedi metrekare alanlı en küçük odamız. Uygunsa sizin için ayırabiliriz. Zaten bir gece kalacaksınız hanımefendi,’’ demişti . "Yarın gece için ayırın lütfen,‘’ dedi. Gecelik ücretin tamamını otelin banka hesabına gönderdi. Şirket toplantısı için İstanbul’a gidecekti. Şişli Genel Merkez binasında yapılacaktı toplantı. Otel bu binaya yürüme mesafesindeydi. Bir ara aynı gün geri mi dönse
Ümit DENER
3 dakikada okunur


GARDIROP
Ellerim küçücük. Doğuştan var olan hüznüm ve mahcubiyetim sol yanımda. Kâküllerim gözlerime düşmüş. Ne de huzursuz eder akşamüstleri. Kaçınılmaz son gibi karanlığın çökmesi. “Allahu Ekber” dediği anda yine bir kabulleniş başlayacak karanlığı. Zaten derdim onunla değil, derdim arada kalmışlıkla. Karanlık ya da ölüm düşündüğüm kadar ürkütücü değildi hiçbir zaman. Bir lokum kokusu çekmecenin içinden gelen. Lokumun kokusu mu olur? Olur ya. Hindistan cevizi mesela, sütlü bir irmi

Zehra İlgün ÇAMLI
3 dakikada okunur


Cenaze Yemeği
Haberi alır almaz elime geçen ilk siyah kıyafetlerimi giyip Meliha teyzelere doğru evden çıktım. Gözlerimi mendille buluştururken arabaları kontrol etmekte zorlanarak, birkaçının kızgın kornası eşliğinde sağlık ocağının önündeki büyük caddeyi geçtim. Semt pazarının yanından ilerlerken, o eve artık Betüller veya Pınarlar mı diyeceğiz diye düşündüm. Betül, Pınar’ın büyüğü olduğu için herhalde Betüller deriz diye saçma bir hesap yaptım. O sırada gözyaşı bezlerimin ara verdiğini

Esra DUYAR
4 dakikada okunur


Sarma Terapisi
Tencerenin kapağı titredi. İnci kapağı kaldırdı, gözlükleri buğulandı. Elindeki asma yaprağını kaldırıp sordu: “Bu kadar koysam yeter mi?” Babaanne yaprağı avucuna yaydı, damarını bıçak ucuyla inceltti. “Yetmez kızım. Çok damarlı, biraz daha koy, boş kalmasın.” Vahide harçtan bir kaşık aldı. İnci gülümsedi. “En iyi terapistten iyi seninle yaprak sarmak,” dedi. Babaanne omuz silkti. “Biri yaprağı açınca kolay oluyor tabii,” diye mırıldandı. İnci yaprakları suyun içinde
Hülya HİÇYILMAZ
2 dakikada okunur


Gardırobun Esrarı
Gardırobun kapısını açtı, eşyalarını teker teker raflardan alıp yatağımızın üzerindeki valize doldurmaya başladı. Yatağın kenarında bağdaş kurmuş öylece seyrediyordum. Kimi giysilerini bıraktığını görünce sevindim, “Geleceksin gene değil mi?”. Alt dudağını ısırdı, cevap verirken sesi titriyordu, “Lütfen sorma, biliyorsun ya gelmeyeceğimi...”. Gelmeyeceğini biliyordum, öyleyse neden giysilerinin bir kısmını gardıropta bırakıyordu? Sordum: “Hani, bunları bırakınca ümitlendim
Engin ÇOLPAN
3 dakikada okunur


Işık Yanana Kadar
Meydandayım elimde Vietnam’ın neresinden alırsanız alın müthiş kokusu ve tadıyla buzlu kahvem. Burası Ho Chi Minh City, Vietnam Karşımda kırmızı tuğlaları Avrupa’dan gelmiş Notre-Dame Katedrali. Yanımda sarı cephesi, kemerli pencereleriyle Saigon Merkez Postanesi. Biraz ötede, yatay ve ağır çizgileriyle Independence Palace, Birleşme Müzesi. Ama asıl görünen binalar değil. Motor sesleri. Binlerce motosiklet. Vızıldayan, dalga dalga akan, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen bir tr
Hülya HİÇYILMAZ
2 dakikada okunur


SAADET
Esen ılık rüzgâr, radyodan gelen sesle sarmalanıp tatlı bir esintiye dönüşüyor, içeriden gelen ses: -Terliklerini giy! diyordu. -Tamam! diye cevap verdi. Bezgin. Elini uzatıp açtı dolabın kapağını. Diğer eliyle çıkardı iki tabak, koydu masaya. Tencereyi aldı, ocağa yöneldi. Isıtmak için üzerine bıraktı. Kibriti çakar çakmaz bir çırpıda yakıverdi altını. Mırnav koşarak girdi içeri. Süründü bacaklarına. Dolandı eteğine. Eğildi Saadet tam okşayacaktı ki k
Seval Banu SARAÇ
2 dakikada okunur


20.06.2026 Palindrom Gün
Tarih iki taraftan da aynı görünüyordu. Nazan bunu fark ettiğinde artık nefes almıyordu. “Hoş geldiniz Nazan hanım size cennete kadar eşlik edeceğim” sesiyle kendine geldi. “Gerçekten cennete mi gidiyorum?” diye sordu. Karşısındaki varlığın yüzü yoktu ama sesi vardı. “İstersen bana Öncü diyebilirsin,” dedi. “İşim kolaylaştırıcılık.” “Ben yaşarken neredeydin?” “20.06.2026 tarihinden itibaren sizin kolaylaştırıcınızım.” “Yani bugün mü?” “Evet. Bugün isminiz gibi pali
Hülya HİÇYILMAZ
3 dakikada okunur


Sepetçi
Kavak ağaçlarının serin gölgesi, su kanalından gelen kurbağa sesleri, havada öğle sıcağından evlere kaçanların telaşı köyün dar yolunda yankılanan yaşlı bir ses; Sepetçiii, sepetçiiii... Nedendir bilmem, çok canlı çocukluk hatıralarımdan biri sepetçi amca. Uzun, zayıf gövdesi, başında sekiz köşe kasketi, kolunun altında renk renk ipliklerle, yazmalarla dolu hasır sepetiyle zihnimde ara sıra dolaşır durur. Verimli topraklarıyla ünlü Çarşamba Ovası’nın küçük bir köyünde büyüd
Yasemin Gökdağ
2 dakikada okunur


Yahyakaptan Pazarı
Kocaeli’nin merkez ilçesi İzmit. Dağlarla deniz arasına sıkışmış bir sanayi şehri burası. İzmit; sulak arazileri, verimli tarlaları, sık ağaçlık ormanları, yarım saat mesafede Karadeniz'e kıyısı olan kumsalları ve hemen bi güneyine gittiğimizde ise iki bin rakımlı Kartepe’de kayak merkezi varken, birdenbire sanayi merkezi oluvermiş bir şehir. Cumhuriyet yıllarında ilk kurulan fabrika olan Seka Kâğıt Fabrikası, etraftaki köylerden işçi almaya başlayınca, İzmit tarıma sırtını
Bahar YILDIZ
4 dakikada okunur


Altı Çizili Dostluklar
Geçenlerde bir yerde, aynı satırları çizdiğiniz dostlarınız olsun diye bir söz okudum. Epeyce düşündüm bu söz üzerine. Kelimelerin ötesine geçmiş manalara dikkat kesilince, bu basit cümleler ne kadar da büyük anlam kazanıyorlar. Dostluğun sessiz bir kanıtıydı demek aynı satırları çizmek. Kitap okurken kalemim de mutlaka yanımda olur. Hatta hemen her zaman kitabımın arasındadır. Çok beğendiğim ya da üzerinde düşünmek istediğim cümlelerin altını çizer, bilmediğim kelimeleri no
Safiye YILMAZ
2 dakikada okunur


Aslan Şehri
İsmini ilk olarak, şu anda melodisini bile hatırlamadığım bir şarkıda duymuştum. Garip bir ülke olmalı diyordum, ne değişik bir ismi var. Çocukluk işte! O zamanlar günün birinde bu ülkenin topraklarında yürüyüp denizini seyredeceğim hayalimden bile geçmezdi. Bu şehrin de diyebiliriz. Çünkü ülkede hepi topu sadece bir şehir var. Dört ay Malezya’da kalıp da yanı başındaki Singapur’a gitmesek olmazdı. Her ne kadar İtalya’dan millerce mesafe uzakta olsak da senelerce Akdeniz kül
Rabia Berna TÜMKOR
3 dakikada okunur


Bir Şişe Suda Kopan Fırtına
Etiyopya topraklarına ayak basar basmaz bizi tüm kabilelerin alışveriş yaptığı bir pazara götürdüler. Arabadan iner inmez bol toz ve üzerimize çevrilmiş birçok meraklı göz bize "merhaba" dedi. Küçük bir dere etrafında insanlar, hem çamaşırlarını hem de kendilerini yıkıyorlardı. Aynı zamanda sıska, kemikleri çıkmış birkaç hayvan da sularını içmekteydi. Derenin etrafında ise bez parçalarından oluşan tezgâhlarda minyatür oyuncaklar gibi gözüken renkli birkaç sebze ile kolye gibi
Özge ANGI
2 dakikada okunur


Yeni Yıl 2025
Sevim, solgun yüzünün camdaki donuk yansımasına baktı. O sırada eşi Besim mutfağa girdi. “Masa hazır, çocuklar birazdan gelecek. Gel, otur dinlen biraz,” dedi. Başını iki yana salladı, “Sağ ol ama keşke çağırmasaydın. Sürünüyorum, hiçbir şeye faydam yok” “Olur mu? Tam da bu yüzden çağırdım. Azıcık enerjin değişir, kendini hatırlarsın.” Sandalyeye otururken içini çekti “Yeni evliler ilk yılbaşlarını gönüllerinin istediği yerde kutlasalardı keşke,” dedi Sevim. Besim keyifle
Hülya HİÇYILMAZ
3 dakikada okunur


Mezuna Kalmak
Yine odasına kapandı. Çarpılan kapı yüzüne gelmiş gibi irkildi Neriman. Elindeki ütüyü bıraktı. Sakinleşmek için burnundan derin bir nefes aldı. Sıkılı dişlerinin arasından nefesini sesli olarak bıraktı. Saçları havalandı. "Hiçbir şey konuşamıyoruz, ne bir öneri ne bir fikir, hiçbir şey dinlemiyor, kestirip atıyor. Olmadı odasına kapanıyor." Ütü masasına gömleği yerleştirdi. Ütüyü tekrar eline aldı. "Sanki sınava girip iyi puan alamayan biziz. Öyle suçluluk duyuyoruz. Mezuna
Cemile CAN
3 dakikada okunur
bottom of page