top of page


Sepetçi
Kavak ağaçlarının serin gölgesi, su kanalından gelen kurbağa sesleri, havada öğle sıcağından evlere kaçanların telaşı köyün dar yolunda yankılanan yaşlı bir ses; Sepetçiii, sepetçiiii... Nedendir bilmem, çok canlı çocukluk hatıralarımdan biri sepetçi amca. Uzun, zayıf gövdesi, başında sekiz köşe kasketi, kolunun altında renk renk ipliklerle, yazmalarla dolu hasır sepetiyle zihnimde ara sıra dolaşır durur. Verimli topraklarıyla ünlü Çarşamba Ovası’nın küçük bir köyünde büyüd
Yasemin Gökdağ
2 dakikada okunur


Yahyakaptan Pazarı
Kocaeli’nin merkez ilçesi İzmit. Dağlarla deniz arasına sıkışmış bir sanayi şehri burası. İzmit; sulak arazileri, verimli tarlaları, sık ağaçlık ormanları, yarım saat mesafede Karadeniz'e kıyısı olan kumsalları ve hemen bi güneyine gittiğimizde ise iki bin rakımlı Kartepe’de kayak merkezi varken, birdenbire sanayi merkezi oluvermiş bir şehir. Cumhuriyet yıllarında ilk kurulan fabrika olan Seka Kâğıt Fabrikası, etraftaki köylerden işçi almaya başlayınca, İzmit tarıma sırtını
Bahar YILDIZ
4 dakikada okunur


Altı Çizili Dostluklar
Geçenlerde bir yerde, aynı satırları çizdiğiniz dostlarınız olsun diye bir söz okudum. Epeyce düşündüm bu söz üzerine. Kelimelerin ötesine geçmiş manalara dikkat kesilince, bu basit cümleler ne kadar da büyük anlam kazanıyorlar. Dostluğun sessiz bir kanıtıydı demek aynı satırları çizmek. Kitap okurken kalemim de mutlaka yanımda olur. Hatta hemen her zaman kitabımın arasındadır. Çok beğendiğim ya da üzerinde düşünmek istediğim cümlelerin altını çizer, bilmediğim kelimeleri no
Safiye YILMAZ
2 dakikada okunur


Aslan Şehri
İsmini ilk olarak, şu anda melodisini bile hatırlamadığım bir şarkıda duymuştum. Garip bir ülke olmalı diyordum, ne değişik bir ismi var. Çocukluk işte! O zamanlar günün birinde bu ülkenin topraklarında yürüyüp denizini seyredeceğim hayalimden bile geçmezdi. Bu şehrin de diyebiliriz. Çünkü ülkede hepi topu sadece bir şehir var. Dört ay Malezya’da kalıp da yanı başındaki Singapur’a gitmesek olmazdı. Her ne kadar İtalya’dan millerce mesafe uzakta olsak da senelerce Akdeniz kül
Rabia Berna TÜMKOR
3 dakikada okunur


Bir Şişe Suda Kopan Fırtına
Etiyopya topraklarına ayak basar basmaz bizi tüm kabilelerin alışveriş yaptığı bir pazara götürdüler. Arabadan iner inmez bol toz ve üzerimize çevrilmiş birçok meraklı göz bize "merhaba" dedi. Küçük bir dere etrafında insanlar, hem çamaşırlarını hem de kendilerini yıkıyorlardı. Aynı zamanda sıska, kemikleri çıkmış birkaç hayvan da sularını içmekteydi. Derenin etrafında ise bez parçalarından oluşan tezgâhlarda minyatür oyuncaklar gibi gözüken renkli birkaç sebze ile kolye gibi
Özge ANGI
2 dakikada okunur


Ebemkuşağı
Keşke şimdi Ülfet annem yanımda olsa, kapıdan başını uzatsa, “Guzuuuummm, hayırlı sabahlaaa… Günaydınla oluvesin,” dese. Bir bardak limonlu ıhlamurun buğusunu burnumun ucunda sarkaç gibi sallasa. Devam etse. “Öskürü öskürü bitmediii. Accık içive gari.” Beni iyileştiren ıhlamur değil, bilmiyor. Sevilmek, önemsenmek... Yumuşacık bir dokunuş olduğunu bilmeden devam ediyor. Babamın teyzesi, babaannemin yadigarı, bir tek onun yanında ben olabildiğim Ülfet anne ile Mustafa amcamın
Sibel KARACA
4 dakikada okunur
bottom of page