top of page


PORTAKAL
Rezervasyon için aramıştı. Telefondaki ses ‘‘Yarın gece için sadece bir odamız var efendim. Yedi metrekare alanlı en küçük odamız. Uygunsa sizin için ayırabiliriz. Zaten bir gece kalacaksınız hanımefendi,’’ demişti . "Yarın gece için ayırın lütfen,‘’ dedi. Gecelik ücretin tamamını otelin banka hesabına gönderdi. Şirket toplantısı için İstanbul’a gidecekti. Şişli Genel Merkez binasında yapılacaktı toplantı. Otel bu binaya yürüme mesafesindeydi. Bir ara aynı gün geri mi dönse
Ümit DENER
3 dakikada okunur


GARDIROP
Ellerim küçücük. Doğuştan var olan hüznüm ve mahcubiyetim sol yanımda. Kâküllerim gözlerime düşmüş. Ne de huzursuz eder akşamüstleri. Kaçınılmaz son gibi karanlığın çökmesi. “Allahu Ekber” dediği anda yine bir kabulleniş başlayacak karanlığı. Zaten derdim onunla değil, derdim arada kalmışlıkla. Karanlık ya da ölüm düşündüğüm kadar ürkütücü değildi hiçbir zaman. Bir lokum kokusu çekmecenin içinden gelen. Lokumun kokusu mu olur? Olur ya. Hindistan cevizi mesela, sütlü bir irmi

Zehra İlgün ÇAMLI
3 dakikada okunur


Cenaze Yemeği
Haberi alır almaz elime geçen ilk siyah kıyafetlerimi giyip Meliha teyzelere doğru evden çıktım. Gözlerimi mendille buluştururken arabaları kontrol etmekte zorlanarak, birkaçının kızgın kornası eşliğinde sağlık ocağının önündeki büyük caddeyi geçtim. Semt pazarının yanından ilerlerken, o eve artık Betüller veya Pınarlar mı diyeceğiz diye düşündüm. Betül, Pınar’ın büyüğü olduğu için herhalde Betüller deriz diye saçma bir hesap yaptım. O sırada gözyaşı bezlerimin ara verdiğini

Esra DUYAR
4 dakikada okunur


Sarma Terapisi
Tencerenin kapağı titredi. İnci kapağı kaldırdı, gözlükleri buğulandı. Elindeki asma yaprağını kaldırıp sordu: “Bu kadar koysam yeter mi?” Babaanne yaprağı avucuna yaydı, damarını bıçak ucuyla inceltti. “Yetmez kızım. Çok damarlı, biraz daha koy, boş kalmasın.” Vahide harçtan bir kaşık aldı. İnci gülümsedi. “En iyi terapistten iyi seninle yaprak sarmak,” dedi. Babaanne omuz silkti. “Biri yaprağı açınca kolay oluyor tabii,” diye mırıldandı. İnci yaprakları suyun içinde
Hülya HİÇYILMAZ
2 dakikada okunur


Gardırobun Esrarı
Gardırobun kapısını açtı, eşyalarını teker teker raflardan alıp yatağımızın üzerindeki valize doldurmaya başladı. Yatağın kenarında bağdaş kurmuş öylece seyrediyordum. Kimi giysilerini bıraktığını görünce sevindim, “Geleceksin gene değil mi?”. Alt dudağını ısırdı, cevap verirken sesi titriyordu, “Lütfen sorma, biliyorsun ya gelmeyeceğimi...”. Gelmeyeceğini biliyordum, öyleyse neden giysilerinin bir kısmını gardıropta bırakıyordu? Sordum: “Hani, bunları bırakınca ümitlendim
Engin ÇOLPAN
3 dakikada okunur


Işık Yanana Kadar
Meydandayım elimde Vietnam’ın neresinden alırsanız alın müthiş kokusu ve tadıyla buzlu kahvem. Burası Ho Chi Minh City, Vietnam Karşımda kırmızı tuğlaları Avrupa’dan gelmiş Notre-Dame Katedrali. Yanımda sarı cephesi, kemerli pencereleriyle Saigon Merkez Postanesi. Biraz ötede, yatay ve ağır çizgileriyle Independence Palace, Birleşme Müzesi. Ama asıl görünen binalar değil. Motor sesleri. Binlerce motosiklet. Vızıldayan, dalga dalga akan, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen bir tr
Hülya HİÇYILMAZ
2 dakikada okunur
bottom of page