top of page

Sarma Terapisi


Tencerenin kapağı titredi. İnci kapağı kaldırdı, gözlükleri buğulandı. Elindeki asma yaprağını kaldırıp sordu: “Bu kadar koysam yeter mi?”

Babaanne yaprağı avucuna yaydı, damarını bıçak ucuyla inceltti.

“Yetmez kızım. Çok damarlı, biraz daha koy, boş kalmasın.”

Vahide harçtan bir kaşık aldı. İnci gülümsedi.

“En iyi terapistten iyi seninle yaprak sarmak,” dedi.

Babaanne omuz silkti.

“Biri yaprağı açınca kolay oluyor tabii,” diye mırıldandı.

İnci yaprakları suyun içinde alt üst etti.

“Benim  arkadaşım var ya… Ayşe. Onun da buna ihtiyacı var.”

“Ona da saralım,” dedi babaanne. “Dondurucuya koysun, isteyince pişirir.”

İnci süzgeci kaldırdı, yaprakları tezgâha bıraktı.

“Ayşe iki aydır çıktığı çocukla aynı eve taşınacakmış.”

Babaanne’nin eli durmadı.

“İki ay mı? Yaprak bile salamuradan o kadar çabuk çıkmaz.”

İnci hafifçe gülümsedi ama gözleri gülmedi.

“Çocuk demiş ki, eşyaları birleştirelim. Resmiyete gerek yok. Aşk bozuluyormuş.”

Babaanne yaprağı sardı, parmakları hızlı ve alışkın.

“Bir şey bozuluyorsa zaten bozuktur,” dedi.

İnci yaprağı fazla sıktı, kenarı yırtıldı.

“Arkadaşım da demiş ki… eşyalar birleşiyorsa, nikâh da olsun. Aileler bilsin. İsmi olsun.”

“İyi demiş, Kıtır kıtır kesiyorlar kızları sonra,” dedi babaanne.

“Boşanmak isteyince de takır takır vurmuyorlar mı? Neyse bizim çocuk kaybolmuş zaten.”

Babaanne ellerini yıkadı, önlüğüne sildi, tekrar masaya oturdu. “Nasıl tanışmışlar? Nerde görmüş bu çocuk kızı?”

İnci bir an durdu, kaşığı harca batırdı.

“Uygulamada.”

Babaanne kaşlarını çattı.

“Mahalle mi o?”

“Yok babaanne, telefonda. İstediğin özellikte insan seçiyorsun. Boyu, yaşı, işi… beğenirsen mesaj gidiyor. O da beğenirse konuşuyorsunuz.”

“Koca seçilir mi öyle? Kim yoğurdum ekşi der?”

İnci omuz silkti.

“Başka nerede tanışalım? İş yerinde desen, kurumsal şirket. Yazılı değil ama kural var, aynı yerde manitacılık yok. Gizli başlasan bile evlenince kız istifa eder. Evine yakın kafede tanışsan, ilişki yürümezse bir daha o kafeye gidemezsin. Parkta tanışsan ya köpeği var ya çocuğu. Tanışmak artık çok zor yani.”

Babaanne anlamaya çalışarak dinledi. Bir yandan düğün gecesi tanışan yaşıtları geldi aklına.

İnci devam etti, sesi biraz hızlandı.

“Uygulamada eşleşiyorsun. Orada konuşuyorsun. Sonra Instagram’a geçiyorsun. Instagram’a geçtiysen sözlü sayılıyorsun çünkü karşılıklı tanışma uygulamasını siliyorsun.”

Babanne başını salladı.“Ha, bak o iyiymiş. Başkasına bakmayacağım diyor yani.”

İnci yeni yaprağı önüne özenle serdi.

“WhatsApp’a geçersen nişanlı gibi oluyorsun. Gece gündüz konuşuyorsun. Görüntülü arıyorsun, birbirinin hâllerine alışıyorsun.”

Babaanne yan taraftan soğumuş yaprakları avuçladı, tepsinin kenarlarına serdi.

“İlk buluşma iyi geçerse hafta sonları birlikte vakit geçiriyorsun. Hatta hafta içi özlemeye başlıyorsun. Ama nikâh deyince çocuk kaçıyor.”

Babaanne’nin eli havada kaldı.

“Telefonun içinde söz, nişan her şey oldu bitti, öyle mi?”

İnci acı bir gülümsemeyle, “Evet. Bildirim çalınca kalbin atıyor. Mesaj kesilince ayrılık oluyor. Yüzüğü atmış oluyorsun.”

Babaanne yavaşça sordu, “Bu kadar iyi anlaşıyorlarsa neden nikâh deyince kaçsın ki?”

İnci gözlerini kaçırdı. “Çocuk demiş ki, evlilikte roller başlıyor kendin gibi olamıyorsun. Özgürlüğün kayboluyor.”

Babaanne kaşığı tencereye hafifçe vurdu, metal sesi mutfağa yayıldı.

“Bizim zamanımızda erkeğin kaçtığı olmazdı koca olmaya pek hevesliydiler.”

İnci gözlerini kapattı.

“Babaanne, ya gerçekten evlilik romantizmi öldürüyorsa?”

Babaanne sakince, “Aşk azalır. Önemli olan azalınca neyin kaldığı.”

Son sarmayı tencereye sıkıştırdı, limonları ince ince doğradı ve üzerine özenle yerleştirdi.

“Bizim gibi susup kalmayın. Ama kendinizi de harcatmayın,” dedi.

Dolaptan aldığı tabağı ters biçimde tencereye kapadı. Hafif bir metal sesi duyuldu. “Her şeyin bir usulü var, değil mi?”

İnci ellerini yıkamak için lavaboya yürümüştü ki telefonu titredi. Kalbi hızla çarptı, tereddütsüz, telefonu kapıp koridora doğru koştu.

Hülya HİÇYILMAZ

 

Yorumlar


bottom of page