Huysuz

Kapıdan girdiğinde fön makinelerinin gürültüsü ve yanık saç kokusu içini kaldırdı. Bir köşede manikür yaptıran Nermin'i gördü. Gülümsedi. Elindeki poşetlerle kapalı kapıya ilerledi.
"Zımpara gibi ellerini nasıl düzelttirecek bakalım."
Birkaç adım sonra kuaför koltuğunda başına sprey boca edilen annesini fark edince "Hasibe Hanım'a bak sen! Herkes şıkır şıkır."...
Üzerine göz gezdirip "Bunlar benden hevesli valla."...
Kuaför Emine Hanım'ın "Ooo düğünün en önemli kişisi burada. Kızlar koşun. Alın elindekileri hemen. Odaya geçiriverin Nilgün Hanım'ı." sözleri ile düşüncelerinden sıyrıldı.
Herkes ona bakarken "Hoşgeldin Nilgün. Benim işim bitiyor, hemen geliyorum." dedi Nermin.
Odaya girdiğinde makyözü, manikürcüsü onu bekliyordu. Makyaj masasının önündeki meyveler, çerezler, içecekleri görünce "Emineciğim, bugün en önemli günüm olduğunu bunca insan içinde bir tek sen hissettirdin bana."...
"Nilgüncüğüm herkes çok heyecanlı. Ele karışıyorsun canım benim. En şık, en güzel biz olalım derdinde herkes."
"Ayy bir heyecan, bir heyecan... Kalbim küt küt... Baksana." Kadının elini alıp kalbinin üzerine bastırdı.
"Başlayalım. Saç, makyaj ve en son giyinme. Tamam mı?"
"Sen işini bilirsin Emineciğim. Düğünde güzelliğimi konuştur."
Kadın, kalfasına istenen her şeyi yapmasını tembihleyerek odadan çıktı. Saç makyaj bittiğinde yüzü düştü.
"Ayy! Saçın önünü bu kadar indirmeyin dedim ama... Bu eyeliner incecik, kirpiklerim 'takmayım' diye bağırıyor." Aynada kendine bakarken dudaklarını iyice büzmüş, kaşlarını yukarı aşağı kaldırıp duruyordu, olmadı diye.
"Hemen Emine'yi çağırayım halletsin. Bugün en mutlu günün canım benim. Aman o yüzünü düşürme." der demez dışarı attı Nermin kendini ve Emine'yi arandı. Kadın kuzeninin saçını topluyordu. Yanına gidip "Emine, gel Allah aşkına. Sen anlarsın bunun huyundan. Dünyayı dar eder bize istediği olmazsa. Şunu toparlayıp düğüne yetiştirelim."
Kadın genç bir delikanlıya işaret etti. Firketeleri bırakıp içeriye geçti.
"Ooo başka biri gelmiş Nilgün."
"Aman bırak şaka yapmayı. Şu saça baksana. Bergen gibi tüm yüzüme indi."
"Hemen bir krepe ile kaldırıp bol spreyle toparlarım hayatım ben onu. Kızlar Nilgün Hanımcığıma bir kahve getirin. Haydi!"
Tarakla krepelediği saçları spreyleyip istediği gibi tutturdu. Emine'nin aldığı her tutamda Nilgün'ün yüzü rahatlıyordu. Nermin ise aynadan onu seyrederken tırnaklarını yemeyi bıraktı. Derin bir iç geçirdi. "Haaah! İşte bu!" dedi, saç makyaj bittiğinde Nilgün.
"Muhteşemsin Emine. Aldığın her kuruş helaldir."
Ustalığından emin olan kadın memnuniyetle
"Benden istediğin başka bir şey var mı?"
"Yok, yok. Şimdi giyineyim de bir de öyle gör."
"Görmeye ne hacet. Kuğu gibi çıkacağın belli." diye Nilgün'ün egosunu okşamadan geçmedi Emine.
Kılıf açıldı. Giyinmeden önce iyice bir parfüm banyosu yaptı Nilgün. Ter kokmamalıydı bu önemli günde. Kıyafetin uzun fermuarı yavaş yavaş yukarı ilerlerken takıldı.
"Nermin" derken arkaya başını arkaya çevirdi. "Biraz karnını içeri çeksene". Nefesini tuttu Nilgün. Karnını da içeri çekti. Fermuar biraz daha ilerledi. "Öööff!! Terliyorum. Hallet şunu." Nermin bir türlü ilerletip kapayamıyordu fermuarı. "Yavaş yavaş ilerlet. Yukarıdan da tut."
"İlerlemiyor abla."
"Ay delirtme beni" Bir tık. Bir tık daha. Ve fermuar patlayıverdi bu zorlamayla.
"Allah kahretsin! Gitti işte! Kız ben sana yavaş demedim mi?"
"Ay abla kapanmayınca..."
"Kapanıyordu. Kapanıyordu da yukarıdan da tut dedim"
"Ama ne bileyim ben. Yardım edeyim dedim."
Nermin'in ellerini iterken "Ettin işte. Ettin! Ne yapacağım ben şimdi. Allah'ım Ya Rabbim! Gitmeyeyim düğünüme! Onu mu istiyorsun?"
Nilgün söylene dursun, Nermin kıpkırmızı bir suratla odadan çıktı. Bağırtılar duyulmuştu. Herkes kapı açıldığında kim çıkacak diye merakla bakıyordu.
"Ablamın fermuarı patladı." dedi göz göze geldiği annesine "Eyvah! Tam çıkacakken aksiliğe bak sen. Burnumuzdan getirir vallahi!" dedi Hasibe Hanım. "Ooofff ! Hayırlısı ile çıkabilseydik," dedi Nermin.
"Kız sus. Vallahi bizi tefe koyacak."
"Ay anne yaaa! Zayıflayacakken yiyip durmuş. Ben ne yapayım."
Yılların kuaförü Emine her şeye hazırlıklı idi.
"Hanımlar, yan tarafta terzi var. Aradım. Geliyor."
"Hay Allah senden razı olsun Emineciğim. Verilmiş sadakamız varmış. Vallahi burnumuzdan getirirdi. Ohh be!"
Koşa koşa odanın kapısından seslendi.
"Ablacığım?"
"Ne var?"
"Çıkar elbiseyi de Emine, terziyi çağırmış. Dikiversin."
"Hah! Kedi olalı bir fare tutabildiniz!"
Gözlerini tavanda gezdiriyordu Nermin. Fısıltıyla "Huysuz Nemrut. Bitse şu düğün de biz de rahatlasak..." dedi.
"Kız çıkarsam vallahi ağzını yırtarım. En mutlu günümde! Sensin Huysuz Nemrut!"
Elbiseyi hışımla uzattı kapıdan Nilgün.
Emine elindeki tepsiyi odanın kapısında uzatırken cilveli sesi ile "Nilgüncüğüm beklerken kahveni içiver. Afiyet olsun."
Tabure tepesindeki Nilgün dumanı üstünde kahvenin kokusuna dayanamayıp "Nihayet tadımı yerine getirebilecek bir şey oldu. Emineciğim sağolasın." diyebildi burnundan solurken.
Terzi bir elinde elbise, bir elinde tam boy korse ile dükkana girdi. "Elbise hazır.".
Nermin yanaşıp "Bu ne?" diye kaş göz oynatırken "Düğünün ortasında bir sıkıntı yaşanmasın. Tedbirimizi alalım değil mi canım?" dediği anda herkes kenara çekiliverdi. Yüzünde gülümseme ile "Nilgün Hanım sizi ben giydireceğim. Gönüllü bulamadım." diyerek dalıverdi odaya.
Birkaç dakika sonra Nilgün kendinden memnun bir yüzle çıktı dükkânın ortasına.
"Emineciğim sen bir tanesin. En güzel günüm mahvolacak derken kurtarıcım oldun. Teşekkür ederim."
"Size iyi eğlenceler diliyoruz. Hayırlı uğurlu olsun." derken "Nasıl görünüyorum?" diye soran Nilgün kendi etrafında döndüğü sırada "Ablacığım iyi ki biz karşı tarafla aynı kuaföre gitmedik. Anladık heyecanlı ve streslisin de unuttun herhâlde, sen kayınvalidesin. Vallahi gelininin işi senden önce bitmiştir. Giy şu ayakkabılarını da gelini almaya geç kalmayalım. Bir de adamlardan haşlama yiyecek tahammülüm kalmadı."
Seçil ŞAHİN



Yorumlar