top of page

Limonlu Kek


Eşinin cenazesini kaldırdıkları günün hayatının en duygusal günüydü. Daha önce hiç bu kadar duygulanmamıştı ne üniversiteyi kazandığında ne de evlilik teklifi aldığında. Ne ilk öpücüklerinde ne ilk sevişmelerinde. Eşi tatlıya bu kadar düşkün olmasaydı hâlâ yaşıyor olabilirdi.

Eşinin öldüğü günün sabah saatlerinde kadın annesini ziyarete gitti önce. Annesi akıl hastanesindeydi, kadın bunu sakladı herkesten. Kocası dahi bir annesi olduğunu bilmiyordu. Hiç öğrenemedi de.

Kadın pek sık ziyaret etmezdi annesini. Aralarında bir bağ bulunsun da istemiyordu, aile yadigarı adını bile değiştirmişti bu yüzden. O gün annesine sormak istediği bir şey vardı sadece.

Hastanenin bahçesinde dimdik oturan, her şeyin farkındayım edasıyla etrafı gözleyen ama pek az konuşan annesinin yanına oturdu, kimsenin duymayacağından emin olunca fısıldadı ona:

- Anne, limonlu kek tarifini hatırlıyor musun?

Anne kelimesini uzun zamandır duymayan kadın kızına döndü, sol elini kızının omzuna sardı, başını çekerek kızını göğsüne yasladı. Unuttuğu bir şeyler tam orasında, kızının yaslandığı küçük kırmızı organın içinde kıpraşınca eğildi kızının kulağına ve limonlu kek tarifini verdi. Anne kız, duygusal bir an yaşadılar böylece.

Önce eczaneye sonra markete girdikten sonra gitti evine. Malzemeleri mutfaktaki beyaz mermer tezgâha bıraktı, dolabı açıp eşinin dün aldığı limonlara bir göz attı. Kocasının elinde bir kilo limonu görünce gelmişti aklına limonlu kek. Aslında zihninde limonlu kekin buruk bir anısı vardı. Yoktan yere ailesine saldırmak için bahane arayan babası, bir gün yine incir çekirdeğini doldurmayacak bir şeye sinirlenmiş, masada dolaba yerleşmeyi bekleyen bir file limonu alıp annesini dövmüştü bu fileyle. Yüzü gözü patlayan annesi o akşam limonlu kek yapmıştı babasına, kanından arındırdığı limonlarla. Kadın uzun süre anlamadı annesinin kek yapma sebebini.

Kadın elindeki poşetleri mutfağa yerleştirdikten sonra yatak odasına yöneldi, ütülemesi gereken çamaşırlar ona göz kırptı orada. Kocasının siyah kumaş pantolonuna baktı uzun bir süre. Daha geçen gün bu pantolonun cebinden bir tatlı siparişinin fişi çıkmıştı. Kocasına sordu bu siparişi, adam geçiştirdi onu tatlı sözlerle. Aslında o kadar umurunda olmayacaktı da kocasının hâli tavrı birden değişince bir kurt düştü içine. Kadın ilk kez bir şey yaptı o gece, evlilik hayatı boyunca daha önce hiç yapmadığı bir şey. Tatlı siparişinin ödendiği banka hesabına girdi kocasının, fark etti ki adamın ondan gizli yediği tek tatlı bu değildi. Her ay düzenli bir şekilde faturası ödenen numarayı telefonuna kaydedip profil fotoğrafına baktı mesajlaşma uygulamasından. Bu fotoğraf ona yetmişti.

Günlerce düşündü ne yapıp edeceğini, sonunda karar verdi limonlu kek yapmaya. Tıpkı annesi gibi.

Ütülenecek kıyafetleri pufun üzerinden yere attı, üstlerine basıp çıktı odadan. Annesinin verdiği tarife uygun bir kek yaptı. Bekledi eşini, geldiğinde kapıda karşıladı, hoş beş edip oturttu yemek masasına. Çayı getirirken yanında bir dilim de limonlu kek getirdi.

Eşi tatlıya bu kadar düşkün olmasaydı hâlâ yaşıyor olabilirdi. Kadın bunu düşünürken birden babasının cenazesini anımsadı, kendini o cıvık kara çamurun içinde hissetti yeniden. Sanki daha dün olmuş gibiydi. Babası annesinin yaptığı kekten yemiş, sonra birden ölüvermişti. Babasının cenazesi boyunca iyi ki kekten ben yemedim diye düşünmüştü, zaten ne kadar ağlasa da annesi bir dilim bile kek yemesine müsaade etmemişti. Limonlu kek sadece babasınındı.

Yüzüne yayılmak üzere olan tebessümü bastırmak için dudağını ısırdı, ne de olsa hâlâ kocasının cenazesindeki üzgün eş rolünü oynuyordu. O an aklından eşini aldatan her erkeğe limonlu kek pişirmek geçti.

Öznur ERTÜRK

26 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Fotoğraf

Boşluk

bottom of page