top of page


Nasıl Mıyım?
“Nasılsınız ağabey? Günaydın!” diye sordu sokağımızın köşesindeki tombik simitçi. Saat sabah altıyı biraz geçiyor, genç adam dükkânının önünü süpürüyordu. Kelimelere fazla takılmam ama, neden günaydını önce demedi de “Nasılsınız?” diye başladı söze? Benimki de merak işte. Gözlerinde yarı uykulu, bolca soru işaretli bir ifade, elindeki çalı süpürgesinin sapına iki elinin avuç içlerini dayadı, “Hayırdır ağabey, bu sabah erkencisiniz," dedi, “Bir yaramazlık yoktur inşallah…”


Huysuz
Kapıdan girdiğinde fön makinelerinin gürültüsü ve yanık saç kokusu içini kaldırdı. Bir köşede manikür yaptıran Nermin'i gördü. Gülümsedi. Elindeki poşetlerle kapalı kapıya ilerledi. "Zımpara gibi ellerini nasıl düzelttirecek bakalım." Birkaç adım sonra kuaför koltuğunda başına sprey boca edilen annesini fark edince "Hasibe Hanım'a bak sen! Herkes şıkır şıkır."... Üzerine göz gezdirip "Bunlar benden hevesli valla."... Kuaför Emine Hanım'ın "Ooo düğünün en önemli kişisi bur
bottom of page