top of page


Gardırobun Esrarı
Gardırobun kapısını açtı, eşyalarını teker, teker raflardan alıp yatağımızın üzerindeki valize doldurmaya başladı. Yatağın kenarında bağdaş kurmuş öylece seyrediyordum. Kimi giysilerini bıraktığını görünce sevindim, “Geleceksin gene değil mi?”. Alt dudağını ısırdı, cevap verirken sesi titriyordu, “Lütfen sorma, biliyorsun ya gelmeyeceğimi...”. Gelmeyeceğini biliyordum, öyleyse neden giysilerinin bir kısmını gardıropta bırakıyordu... Sordum: “Hani, bunları bırakınca ümitlen


Işık Yanana Kadar
Meydandayım elimde Vietnam’ın neresinden alırsanız alın müthiş kokusu ve tadıyla buzlu kahvem. Burası Ho Chi Minh City, Vietnam Karşımda kırmızı tuğlaları Avrupa’dan gelmiş Notre-Dame Katedrali. Yanımda sarı cephesi, kemerli pencereleriyle Saigon Merkez Postanesi. Biraz ötede, yatay ve ağır çizgileriyle Independence Palace, Birleşme Müzesi. Ama asıl görünen binalar değil. Motor sesleri. Binlerce motosiklet. Vızıldayan, dalga dalga akan, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen bir tr
bottom of page