top of page

Kâğıttan Şato



"Ben de ona dedim ki, dört kez evlenmedin mi?"

Oda beni öptü ve dedi kiii "Seninle ilk seferim olacak."

Ayağının altındaki yumuşacık pelüşten, markalı terliğine uzattı kırmızı ojeli ayağını.

Zehra yatağın ucundaki puf tabureye ilişmiş masum bir ifadeyle "Sanki iki kez evlenmemişsin gibi, neden böyle bir şey söyledin?"

Otelin balkon perdeleri denizden gelen meltemle uçuştu.

"Neden söylemeyeyim? 'Ah tatlım seni limana yanaştırmak için göbeğim çatladı, kafasız olduğun için anlamadın,' mı demeliydim?”

“O ne ya 'kafasız' falan, bizden yirmi yaş büyük diye ‘Ahmet Bey' dediğimiz adama ne oldu?”

Odanın ortasına doğru yürüdü, işaret parmağıyla küçük parmağını kıvırdı, gözlerini Zehra’ya dikti.

“Amaaaan ilk kocama öldüm, bayıldım, aşkım aşkım, beni kuş sandı. Vasatlık kafesine koymaya çalıştı."

Yüzük parmağını olanca gücüyle bastırdı. “İkincisi keyfine göre kısıtlayınca potansiyelimi körelteceğini sandı.” Gardırobun önünde, yerde duran çantaya uzandı.

“Üçüncüsünde arkamdan kafasızın karısı desinler ama yüzüme Gülbin Hanım diyecekler.” Eğildi, avukatın gönderdiği dosyayı çantasından çıkardı.

“Nedir o evlilik sözleşmesi mi yoksa?”

Gülbin saten geceliğinin askılarını düzeltti, aklında çalan ‘Yes mar' şarkısıyla kıvırmaya başladı.

"Bu benim ustalık eserim olacak şaşkın." Zarfı narince makyaj masasının üzerine bıraktı.

"Önce evlilik sözleşmesi imzalayacağım. Onu kendi elleriyle yırtıp bana bir düğün hediyesi olarak geri verecek." Denize doğru histerik bir kahkaha savurdu.

Gülbin kafasını koltuk altına sokup kokladı. Çiği yenice kurumuş taze çiçek kokusu orada duruyordu. Kokusundan memnun aynanın önünde sıralanmış servete sırayla uzanmaya başladı.

"Annende kalmayıp otelde kalmanı oldum olası anlamamıştım, kendini aştın inan ki."

 “Hacı hacıyı Mekke’de, hoca hocayı tekkede; demişler güzelim.” Tonikle sildiği yüzüne nemlendiricisini yedirdi.

Zehra çocukluğundan beri, Gülbin’in güzelliğinden çok, iltifat kovalamasından rahatsız olurdu. Saçıyla başıyla oynayarak konuşur, yerli yersiz kahkaha atar, ilgiyi üzerinde tutardı.

“Annenin, ameliyatını anlamasından korktun di mi? İnan ki filtreli fotolardan sonra annen bile anlamazdı.”

Bu işlerden oldum olası anlamayan kuzenine ipek kirpiklerini kırpıştırarak “Her neyse çek bakayım sol profilden, görelim burnum ne kadar oturmuş.”

Gülbin saçlarını kıvırmak için gece yatmadan önce bornozunun kuşağına tutam tutam sardığı saçlarına sprey sıktı.

Zehra “Burun dediğine karşıdan bakılır, çek kendin,” dedi.

“Kızım kocan ne tarafta yatıyor senin? Sol tarafımın dalgası bile daha simetrik olmalı.”

Sol elini yüzünde kinayeyle sallayarak “Sol elin tatilden sonra mı yüzüklenecek?”

“Yooo, boşuna mı emekli adamla evleniyorum. Bir tatilden ötekine geçeceğiz. Jetten yata, yattan plaja ve oradan Bali'ye sonsuza kadar tatilde olacağız. Sözleşmeyi yırttığı gün konsoloslukların birinde evleniveririz."

"Kalıcı bir evin olmayacak mı?"

“Ben olmasını istemem ama onun İzmir'de düzeni var tabii.”

Zehra, Gülbin’i kâğıttan şato Instagram hikâyesinden çıkarmak için, "Fragmanı beğendin sanırım ama film başka çıkacak," dedi

Gülbin bacağını pufun kenarına koydu, her zamankinden daha fazla krem ​​sıktı.

Zehra klimanın açık olduğunu fark etti, balkon kapısını kapattı. “Yanımızda mıydın, hatırlamıyorum. Ahmet Bey dedi ki, 'Kadınlar ikiye ayrılır. Masraflı kadınlar, masrafsız kadınlar. Masrafsız kadınlar da kendilerini öyle sananlardır.' Adamın çiğ kahkahası hâlâ kulağımda.”

“Ne zaman dedi? Ama iyi lafmış, en masraflı kategorisinde olmak isterim.” Gülbin, artan kremini topuklarına yedirdi.

“Sence bu sınıflamayı yapan adam masrafları alt alta toplamaz mı?”

O sırada Ahmet Bey'in hediye ettiği son model cep telefonu çaldı.

“Ne? Ne olmuş? Öyle mi? Hemen mi çıkmalıyım?"

Zehra oturduğu pufta zıp zıp zıplayarak sessizce sordu, “Ne olmuş?”

Gülbin telaşsız ses tonuyla konuşurken, titreyen eliyle ‘kalk kalk ‘dedi. “Anladım avukat bey. Mal varlığını çocuklarına aktarırken noterde fenalaştı. Tabii siz geçin, ben de hastaneye gelirim. Tabii, tabii otel ücretini ben öder çıkarım, hiç sorun değil.”

Yumuşacık pelüşe yığılan Gülbin hırıltıyla “Kredi kartın yanında değil mi?” dedi.

  Hülya HİÇYILMAZ

 

 

16 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Üç Nokta

Comentários


bottom of page