top of page

Gelsin de Alsın Aklım





Gelsin de alsın aklım. Kış boyu dua ettik iki damla su düşsün de serpilsin diye şu ekinler diye. Abdestimiz tam geziyoruz şükür ama Yaradan’ın da bir bildiği var muhakkak ki kışın bir gram vermedi yağmuru, şimdi tepemizden akıtıyor. Tam hasattan sonra, otlar yerde, yarın da yağarsa bir daha kurumaz bu! Gitti mi yüz dönüm yonca çöpe. Verdiğim gübre mazot parası da yanıma kâr.

Hanım hâlimi görmez, tutturmuş bir taraftan üç ay Allah’ın köyüne hapsediyormuşum onu. Buranın temizliği de zormuş. Eve fare giriyormuş. Şu bahçedeki sedirin üstünde kaç yazı heba olmuş. Çocuklar ayrı şikayetçi! Neymiş arkadaşları tatile gidiyormuş yazları, onlar babalarının tatil köyüne! Şimdilik en küçüğünün, Ekin’in sesi çıkmıyor biraz büyüsün o da depoda buğdayların arasında gezinmekten bıkınca başlar. Depo güzel oldu ama, damı da çinko yaptırdım. Yüzyılın yağmuru yağsa da güvende buğdaylar. Bari bu para etse de geçen

seneki borçları kapatsam.

Allah’ım dursun şu yağmur! Üç çocuğumun rızkı için dursun. Ettiğim bütün yağmur dualarını gelecek kışa kabul et Ya Rabbim! Ertelerler mi borçları? Ah seçim senesi olsaydı. Annemi dinleyecektim annemi. Okuyup memur olacaktım. Buraları da satıp savacaktım. Ben böyle hayatın….

Hepsinin sesi kesildi bir anda. Moralim bozuk ya yanıma gelip dırdır etmeyi kestiler en azından. Hanım kek mi ne yaptı içeride mis gibi de kokuyor. Büyük kız Başak kesin telefona daldı yine. İnternet çekiyor bugün demek. Toprak da televizyona dalmıştır. Oğlum Ekin kendince şarkılar söylüyor.

Ne yapsam Ne etsem? Dev bir çadırım olsa da çeksem yoncaları üstüne. Alsaydım şu sıkmalı yonca makinesini! Yeni nesil bu. Balyayı paketli atıyor. Yağmur da yağsa telef olmuyor. Hangi parayla alıyım o da 200.000 lira anasını satıyım.

Anamı mı arasam bir dua etse dursa yağmur? Mübarek kadın vesselam. Bir yağmur kesme duası vardı şifalı dualar kitabında, onu okusa.

-Alo ana, ne yapıyorsun? Burada da yağmur var ana çok var. Dua et dursun. Yok yok yağmasın dursun. Yoncayı biçtim yerde. Biliyorum ana rızkı Hüda verir. Yok üzmüyorum kendimi valla. Nasip. Borç çok yok az var. Az da değil de. Ödenir be ana.

Toprak geldi içeriden. Baba diyor çok okudum . Ne okudun kızım?

-Dua

- Ne duası?

-Yağmur.

- Ne zaman?

- Dün.

-Ne diyorsun be kızım? Şimdi yağmur duasının sırası mı? İstemiyorum yağmuru falan.

Bozuluyor.

- Git yine dua et yağmasın.

Haydaa gözleri doluyor. Ne hassas çocuk bu böyle. Anasına çekmediği kesin de. Anam arıyor yağmur kesme duasını okumuş. Gök gürlüyor.

Çok geçmiyor aradan yarım saat oluyor olmuyor. Kesiliyor yağmur. Musluğu kapatmışsın gibi... Toprak koşuyor yanıma yine “Dua ettim baba,” diyor. “Allah’ım dedim,” diyor “yanlış dua etmişim yağmur yağmaması gerekmiş,”. Bir gülümsüyor yüreğim gülüyor. Anam arıyor sonra "Durdu de mi Yağmur?” diyor. Durdu ana, durdu yağmur.

Hanım geliyor içeriden bir tepside kekler çaylar. Sedirin üstüne usulca oturuyor. “Hadi sevin” diyor "kesildi yağmur." “Hayde” diyorum “ben kendim için mi üzülüyorum? Üç çocuğumuzun rızkını düşünüyüm sen sanki keyfimden davranıyormuşum gibi yap oldu mu!”

Ters ters bakıyor.

-Artık daha çok düşüneceksin o zaman diyor.

- Neden?

-Yağmur geliyor

-Aman dur, yeni kesildi yağmur

-O değil dördüncü

- Ne?

-Hamileyim, bence kız. Bu da Yağmur olsun.


Zehra İlgün ÇAMLI


14 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Bahar

Hülüpürt

Mesafe

Comments


bottom of page